İşveren Markası Zirvesi – 20 Ocak 2012

Business Network Center Türkiye’nin İşveren Markası Zirvesi 20 Ocak 2012 Cuma günü Elite World İstanbul Hotel’de düzenlenecek. Ben de ‘Sosyal Medyada İşveren Markası Yönetimi‘ üzerine bir konuşma yapacağım. Ardından İşveren Markası hakkında düzenlenecek paneli yöneteceğim. Dün sunumumu tamamladım. Konuşmam üzerine de hafta boyunca çalışmayı planlıyorum.

Zirvenin gerek içeriği, gerekse katılımcıları ilgi çekici. Aktarılacak tecrübeler, görüşler eminim bütün katılımcılara faydalı olacak. Aşağıda Zirve’nin programını paylaşıyorum. Zirveye katılmak istiyorsanız BNC Turkey sitesinden katılım koşullarını okuyabilirsiniz.

Program:

09:15 – 10:15

İşveren Markası ve İK Pazarlaması İlişkisi:
İşveren Markası, İK Pazarlaması Nedir? Nasıl Kullanılır?
İrem ÖNAL – Saha Satış İK Müdürü – PepsiCo Türkiye

10:15 -11:00

Tutarlı Bir İşveren Marka Stratejisi İçin İç Ve Dış Yetenekleri Nasıl Geliştirmeli?
Serap BOSTAN – HR Business Partner – Boehringer Ingelheim İlaç

11:00 -11:30

Çay Kahve – Network Arası

11:30 – 12:30

İşveren Markası İle Rakiplerinizinden Nasıl Farklılaşabilir Bir Adım Öne Çıkabilirsiniz?
Elmas TAŞÇIı – İK Müdürü – Triodor Software

12:30 -13:00

İşveren Markası Yıldız Yeteneği Çekmek ve Elde Tutmak İçin Nasıl Kullanılır?
Nurdan TAŞ – İşe Alım ve İşveren Markası Yöneticisi – Garanti Bankası

13:00 -14:00

Öğle Yemeği Network Arası

14:00 -14:45

Sosyal Medya’da İşveren Markası Yönetimi Nasıl Yapılmalı?
İpek Aral KİŞİOĞLU – Kaynağımİnsan.com

14:45 -15:30

Güçlü Bir İşveren Markası İnşa Edebilen Global Firma Uygulaması I
TURKCELL -Aslı DİZDAR-Çalışan İlişkileri Yönetimi Müdürü

15:30 -15:45

Çay Kahve – Network Arası

15:45 -16:30

Güçlü Bir İşveren Markası İnşa Edebilen Firma Uygulaması II
NESTLE – Zuhal ÇİVİ – İnsan Kaynakları Direktörü

16:30 -17:30

PANEL:
İşveren Markanızla İş Stratejinizi Nasıl Entegre Edebilirsiniz?
İşveren Markasında Dünya ve Türkiye’nin Resmi
İşveren Markası İK Departmalarına Ne Getiriyor?
Güçlü Bir Silah mı? Yoksa Yük mü?Moderatör   : İpek Aral Kişioğlu – Kaynağım İnsan
Panalisteler : Nurdan Taş – Garanti Bankası/Serap BOSTAN-Boehringer Ingelheim İlaç

 

 

İşveren Markanızın Sosyal Medya Yolculuğundaki 10 Adımı

İK’cılar işveren markalarını sosyal medyaya taşımak istiyor ve bu sürecin sadece istemekle olmadığını da biliyorlar. Özellikle son bir yıldır İK’cılar doğruyu yapabilmek için büyük arayış içindeler. Hangi platformlarda, nasıl içerik ve projelerle yer alırsak işveren marka değerlerimizi ulaşmak istediğimiz kitlelere en iyi şekilde anlatabiliriz?

İşveren markalarımızı sosyal medyada konumlandırmak, cazibe merkezi haline getirmek  sürecinde geçilmesi gereken özünde 10 adım bulunuyor:

1. Liderlik: İşveren markası sadece İK’cıların işi değildir. İnsan Kaynakları Üst Yönetimin yetkilendirdiği bölüm olarak süreci yürütür. Dolayısıyla sosyal medyada alınacak her aksiyonda Üst Yönetimin tam desteği ve katkısının olması gereklidir. Üst Yönetim şirket içi ve dışında geliştirdiği söylemler ve katılım ile süreçteki liderliği üstlenmelidir.

2. Planlama: Planlamak başarı işin vazgeçilmez koşul. Planınızın başarısını ise ancak onun Anahtar Performans Ölçütlerini (KPI) saptayarak ve bu verileri takip ederek anlayabilirsiniz.

3. Benchmark: Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Sosyal medyadaki başarılı İK uygulamalarını mutlaka incelemelisiniz. Farklı bloglar, videolar, podcastler, sosyal ağ uygulamalarını incelemek, takip etmek size ilham verecektir.

4. Eğitim: Çekirdek sosyal medya ekibinizi belirleyin. Üst Yönetim ve çekirdek proje ekibini sosyal medya hakkında özenle eğitin. Bütün şirket çalışanlarınızın işveren markası iş ortağı olduğunu unutmayın. Dolayısıyla bütün şirket çalışanlarınıza sosyal medya eğitimi aldırmanızın da büyük katma değer yaratacaktır. Sürecin yürütümünde çalışanlarınızdan alacağınız geri bildirimler işi olumlu yönde geliştirecek, değiştirecektir.

5. İşletme: İşveren markanızın sosyal medyada hangi ağlarda, nasıl konumlandırılacağı, bu çalışmaların hangi prensipler çerçevesinde, kimler tarafından yürütüleceğini netleştirin. Hiçbir iş sahipsiz kalmamalı. Katman katman proje ekibinizin ve faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamalısınız.

6. Teknoloji: Çok az İK’cı internet teknolojileri hakkında derin bilgiye sahip. Ama bu hiç bilgilenemeyeceğimiz anlamına gelmiyor. İşveren markamızı sosyal medyada konumlandıracaksak internet teknolojilerinin en yakın iş ortaklarımızdan biri haline geleceğinin farkında olmalıyız. İhtiyacımız olan en etkin çözümleri bulmak, proje teknik şartnamesini iyi hazırlayabilmek için bilmediğimiz sulara açılma zamanı.

7. Deneme: İşveren markanızı sosyal medyaya taşırken ayağınızı frene basın. Henüz siz bu otomobili ne derece başarılı kullanabileceğinizi bilmiyorsunuz. Acaba sosyal medyadaki faaliyetlerinizde istikrarlı olabilecek misiniz? Nitelikli içerik ve proje üretmek, dış dünyaya işveren markası değerlerinizi doğru aktarabilmek, dışarıdan gelen iyi veya kötü tepkileri yönetebilmek kolay işler değildir. Sosyal medyaya dört koldan bir anda girerseniz kaş yapayım derken göz çıkartabilirsiniz.

8. İçerik: Sosyal medyada içerik çok hızlı tüketiliyor. Dolayısıyla işveren markanızın müşteriniz üzerindeki etkili olmasını istiyorsanız nitelikli içerik üretecek, içeriğinizi de sık sık güncelleyeceksiniz. İnsan Kaynakları olarak mesajlarınızı sosyal medyaya aktarırken kullanacağınız iletişim metodlarını çeşitlendirmeniz de faydalı olacaktır.

9. Dinlemek – Gözlemek (Monitor): Sosyal medyada işveren markanız ile ilgili sizden kaynaklı veya değil bütün hareketleri, gelişmeleri, tüketicinizin ürettiğiniz neyi sevip, neden nefret ettiğini gözlemelisiniz. Bu takibi eş zamanlı rakipleriniz için yapmanız da faydalı olacaktır. Bunun haricinde ‘en iyi uygulamaları’ da gözlemek ilham almak açısından ihmal edilmemeli.

10. Ölçmek: Ölcemezsek yönetemeyeceğimizi Peter Drucker yıllar önce söyledi. Sosyal medyada işveren markanızı konumlandırmak için binlerce lira harcayacaksınız. Yatırımınızın geri döndüğünü önceden saptamış olduğunuz KPI’larınız üzerinden Üst Yönetime gösterebilmelisiniz. Başarılı sonuçlar bir numaralı maddede yer alan liderlik fonksiyonuna sahip Üst Yönetimi de motive edecektir.

Bütün İK’cılara kolay gelsin 🙂

Sosyal Intranet

Intranet’i hepimiz biliyoruz. En kısa tanımı ile ‘kurumların iletişim için kullandıkları içsel ağdır’ Intranet 1.0.

Peki, Sosyal Intranet nedir? Yani Intranet 2.0 ?

Sosyal Intranet, kurumların sosyal medya araçlarını kullanarak çalışanlarının birbirleri ile bilgi paylaşımına girmelerini sağladıkları içsel ağdır. Tanımda belirtilen sosyal medya araçları arasında bloglar, wikiler, tartışma forumları, videolar, podcastler, sosyal ağ uygulamaları, yer imi kullanma imkanları bulunabilir. Kurumlar bu araçlarıdan biri veya birçoğunu harmanlayarak içsel ağlarını geliştirirler.

Dünyada en iyi Intranet 2.0’a sahip firma olarak IBM kabul ediliyor. 30.000’in üstünde çalışan blogu, videoları, podcastleri, Facebook’u aratmayan içsel ağı Bee Hive ile vaka çalışması olarak incelemeye değer.

Geçtiğimiz yıl içinde pek çok şirketin İK bölümü işveren markasını sosyal medyaya nasıl taşıyabileceği üzerine araştırma, deneme yaptı. Kanımca İK’cıların sosyal medya uygulamalarını önce eğer mevcutsa iç ağlarında/intranetlerinde tecrübe etmeleri dış dünyaya açılma arifesinde çok yerinde bir antreman olacaktır.

Dünyanın En Büyük CEO ve Liderlerinin 10 Basit Sırrı – Carmine Gallo

Carmine Gallo’nun ‘Dünyanın En Büyük Ceo ve Liderlerinin 10 Basit Sırrı‘ kitabının 2. bölümüne geldiğimde ‘burada bir terslik var‘ dedim. Ben kitaptan iş yürütümüne dair 10 basit sır beklerken kitap sürekli iletişimden bahsediyordu. Sonuç olarak kitabın orijinal adına bakma ihtiyacı hissettim ve karşıma ‘10 Simple Secrets Of The World’s Greatest Business Communicators‘ çıktı. Yani ‘İş Dünyasının En Büyük İş İletişimcilerinin 10 Basit Sırrı’ !

DİKKAT !! Bu kitap lider ve CEO’ların nasıl iş yürüttükleri değil, nasıl iletişim kurdukları üzerinedir. Yayınevi böyle ‘KÜÇÜK’ bir ayrıntıyı nasıl atlamış anlayamadım !

Gelelim içeriğe: SÜPER

Carmine Gallo bir iletişim koçu.

Kitabı boyunca başarılı lider ve CEO’lardan onlarca örnek vererek bu insanların iletişim konusundaki başarılarını inceliyor. Örnekler arasında kimler yok ki? Merhum Apple CEO’su Steve Jobs, Starbucks’ın başkanı Howard Schultz, Monster.com’un başkanı Jeff Taylor, Cisco başkanı Ron Ricci, Kaliforniya eski valisi Arnold Schwarzenegger, ABD eski başkanı Ronald Reagan, Oracle CEO’su Larry Ellison, İngiltere eski başbakanı Tony Blair, Dell’in başkanı Micheal Dell, Virgin’in başkanı Richard Branson …

Carmine Gallo okuyucusuna 10 basit sır veriyor ve bu sırların her biri detaylı anlatımları ile gerçekten altın değerinde. Eğer yazılanları uygulayabiliyorsanız kimse sizi tutamaz ama Gallo uyarıyor: Sırları uygulayacağım diye sakın komik duruma düşmeyin. Bu bir süreç, bu çok çalışmak, bu her bir sırrı sindirebilmek demek.

Gelecekte yüzlerce insanın göz kırpmadan dinleyebildiği başarılı bir konuşmacı olmak istiyorsanız işte size 10 basit iletişim sırrı: (detayı için kitabı alıp okumalısınız. Ben sizin yerinizde olsam okurdum.)

1. Tutku
2. İlham
3. Hazırlık
4. Güçlü başlamak
5. Açıklık
6. Kısa olmak
7. Üslübunca konuşmak
8. Hazır duruş – beden dili
9. İyi giyinmek – fit olmak
10.Kendini yenile

Aşağıda Carmine Gallo’nun Steve Jobs’un iletişim becerilerini analiz ettiği videosunu izleyebilirsiniz. Ayrıca Youtube’da farklı pek çok videosuna ulaşabilirsiniz.

Satış Gücünüzü Keşfedin – Benson Smith & Tony Rutigliano

Aslında hiç okuma programımda olmadığı halde geçen gün elim Benson Smith & Tony Rutigliano’ın ‘Satış Gücünüzü Keşfedin‘ adlı kitabına gitti. Biz İK’cılar için en büyük sınavlarından biridir şirketimizin satış kadrolarına en doğru ‘satıcı’ları alabilmek. Çünkü satıcılarımızdır ürünleri, hizmetleri müşterimize ulaştıran, parayı şirketlerimize getiren.

İş piyasasındaki büyük mit: ‘ideal satıcı’. O kimdir, nasıl biridir, ne yer, ne içer, nasıl bakar, nasıl konuşur, nasıl oturur, nasıl kalkar ve tabii nasıl satar? Var mıdır ideal satıcı olmanın bir formülü?

Benson Smith ve Tony Rutigliano da bu soruları sorarak yola çıkmışlar. Beni kitapta en etkileyen nokta yürüttükleri çalışmanın hacmi ve derinliği oldu . Yazarlar Gallup Araştırma Şirketi’nin 250.000 satış temsilcisi ve 25.000 satış yöneticisi ile yaptıkları anket ve yüzyüze görüşmeler sonrasında bazı sonuçlara varmışlar. Kitabı okurken farkettim ki, Satış Gücünüzü Keşfedin aslında sadece satış işi içinde olanlar veya olmak istiyenler için yazılmış bir kaynak değil. Bu kitap bütün iş kollarına, bütün profesyonellere hitap ediyor. Hele biz İK’cıların kesinlikle okuması gereken bir içeriğe sahip.

Kitap boyunca ‘Satış Temaları‘ isimlendirmesiyle  34 davranışsal yetenek ele alınıyor. Örneğin mükemmeliyetçi, geliştirici, iletişim, rekabet, başlılık, disiplin, öğretici … Listelenen yeteneklerin hepsi aslında hepimizde öyle veya böyle var. Ama bu noktada yazarlar okuyucuya ‘dur‘ diyor. Her insanda bu 34 temadan sadece 5 tanesi diğerlerine göre daha fazla gelişmiştir. Hatta bunlardan sadece bir tanesi o kadar gelişmiştir ki, sizi ‘süper satıcı’ yapabilir. O temanızı bulun ve onu geliştirin !

Kitap, www.strenghtsfinder.com adlı siteye girerek beş güçlü temanızı sitedeki ankete cevap verip öğrenebilirsiniz diyor. Ben de büyük bir merakla siteye gittim. Ancak ankete başlama aşamasında site benden bir kod istedi. Bu kod kitabın A.B.D. basımlarında ciltte bulunuyormuş. Türkçe versiyonda böyle bir kod olmadığı için maalesef 5 güçlü temamı öğrenemeden siteden çıktım. :/

Satıcılar hakkında sarfedilen ‘iyi bir satıcı sektör, ürün, hizmet, müşteri farketmez, eline her ne verilirse verilsin, kim olursa olsun satar‘ genel söyleminin de yanlış olduğunun altı defalarca çiziliyor kitapta. Ayrıca iyi bir satıcının performansını arttırmada iyi bir yöneticinin büyük rolü olduğu yine araştırma sonuçları ile desteklenerek aktarılmış.

Peki, kitap sonunda ideal satıcı kimmiş öğrenebildin mi? diye soracak olursanız, sizi hayal kırıklığına uğratacağım. Çünkü yok öyle bir ideal satıcı profili. Gallup’un yaptığı ve bugüne kadar mevcut en geniş satış uzmanı veri tabanı olarak kabul edilen araştırmaya göre, her başarılı satıcının kendine has yöntemleri, davranışları, yaklaşımları var. Hatta bazen ‘böyle birinden satıcı olur mu?’ diyebileceğiniz kişiler satış işinde yıldızlaşabiliyor. Yani her başarılı satıcı ‘biricik‘, ikincisi veya kopyası yok. Zaten kitap da kendinizi keşfedin ve kendi biricik satıcı profilinizi yaratın diyerek işin özünü aktarıyor.

Eh, bana da ‘Bütün satış kariyeri yapmak isteyen ve bütün ideal satıcıyı arayan İK’cılara kolay gelsin‘ demek kalıyor  🙂

Yolculuk İçin Röportaj

Deniz Yalım Kadıoğlu, Kamil Koç Otobüs AŞ’nin aylık dergisi Yolculuk dergisinin yeni Blog Arkası bölümü için röportaj yapmak üzere bana mesaj gönderdiğinde teklifini memnuniyetle kabul ettim. Soruları yanıtlarken de büyük keyif aldım. Kaynağım İnsan hakkında söylemek istediğim ama bir türlü imkan yaratamadığım pek çok konuya değinmek fırsatını bana verdiği için Deniz Yalim Kadıoğlu’na buradan da teşekkür ediyorum. 🙂

İşte sorular ve cevaplarım:

Kaynağım İnsan’ı kurmaya nasıl karar verdiniz? Daha önce de yazmak, hayatınızın bir parçası mıydı?

2005 yılından beri blog yazıyorum. Kaynağım İnsan’ı 2009’da açana kadar bir kültür-sanat, bir de kızıma ait bloğum vardı. Ekim 2009’da Kaynağım İnsan’ı açtıktan sonra tüm enerjini meslek bloğuma verdim. Kaynağım İnsan’ı bireysel ihtiyaçtan açtım. Kızımın doğumu ile birlikte 1,5 yıl evde oturmuştum ve meslekten uzak kalmıştım. İşimi çok severek yapan bir İK’cıyım. Meslek özleminden açtım Kaynağım İnsan’ı. Ama açmadan önce yaptığım araştırmalarda Türkiye’de kapsamlı İK bloğu olmadığını görmem beni blog açmak konusunda iki kat teşvik etti.

Blogunuz iki sene gibi kısa bir süre içinde alıştığımız yapıdan sıyrılıp profesyonel bir web sitesi görünümüne bürünmüş. Bu, başlangıçta öngördüğünüz bir değişim miydi?

Başlangıçta bu noktaya geleceğini hiç düşünmemiştim. Açtığım günden itibaren aklıma pek çok yeni fikir geldi. Bu fikirleri hayata geçirecek teknik desteği de eşimden aldım. Kaynağım İnsan önümüzdeki günlerde yeni içerikleri ve tasarımı ile takipçisinin karşısına çıkacak.

Tüm içeriği siz mi planlayıp hazırlıyorsunuz? Blog için ayırdığınız zaman, gündelik hayatınızın ne kadarını kapsıyor?

Evet, blogun içerik akışını tümüyle ben planlıyorum. Dış kaynaklı yazılar ve videoları çıkartırsak bütün içerik de benim üretimim. Kaynağım İnsan hayatımda majör etkiye sahip. Blogun içeriği beni İK’nın danışmanlık ayağına geçirdi. Nitelikli içeriği okuyan pek çok kişi benimle bağlantıya geçti. Sorular sordu. Aldıkları cevaplar sonrası eğitim, seminer vermek üzere çeşitli platformlara davet edildim. Sonunda kendime Kaynağım İnsan kart viziti bastırttım.

Bildiğim kadarıyla yazdığınız başka mecralar da var… (Nelerdir?)

İstek doğrultusunda konuk yazar olduğum pek çok blog ve site var. Ama düzenli olarak Türk Amerikan İş Adamları Derneği’nin dergisi ve Yasemin Sungur’un Martı Dergisi’nde yazı İK yazıları yazıyorum.

Kaynağım İnsan’ı içerik ve yapı açısından öteki insan kaynakları bloglarından ve sitelerinden ayıran yönleri nelerdir?

İçerik zenginliği ve iletişim dili sanırım en çok ayıran özellik. Kendime has bir dilim var. Akademik yazı yazmıyorum. Kısa, mesajını net veren, gündelik dil kullanılarak üretilmiş rahat yazılardır. Söylediklerine göre bu samimiyet takipçilerin hoşuna gidiyor. Blogda en çok hangi bölüm ilgi görüyor? Şimdiye dek en çok tıklanan yazınız?

Yeni bir uygulama olarak iş ilanları yayımlamaya başlamışsınız. Bunu, iş ilanı sitelerine bir rakip geliyor, şeklinde yorumlayabilir miyiz?

Hayır, kesinlikle bir rakip değilim. Kaynağım İnsan’ın etkinlik alanını genişletmek için yaptığım bir ek. Takipçisine daha fazla hizmet götürmek çabası. Kaynağım İnsan’ın bir iş ilanı sitesi olmasını asla düşünmedim. İsteseydim yapardım ama hedefim bu değil.

Bugüne kadar pek çok kurumda görev almış bir profesyonel olarak, ülkemizde insan kaynakları uygulamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

İK’cıların mesleklerini, gündemi, değişmeleri yeterince takip etmediklerini düşünüyorum. Kaynak takip etmek, kitap okumak alışkanlığı yok. Dolayısıyla bu takipsizlik işlerin de 20. Yüzyıl standartlarında yapılmasına neden oluyor. Gündem hakkında bilgisiz İK’cılar üst yöneticilerini İK’nın gittiği yön hakkında bilgilendiremiyor. Dolayısıyla üst yönetim ve çalışanlar demode, kullanım dışı klmış İK uygulama metodları ile gününü geçiriyor.

Bir İK danışmanı olarak, eğitim verdiğiniz çeşitli kurumlarda yeni nesil çalışanları gözlemleme fırsatınız oluyor mu? Y kuşağı ile X kuşağı çalışanlar arasında büyük farklar görüyor musunuz?

Ben pek fark görmüyorum. 2011 yılında 15 Anadolu üniversitesinde seminerler verdim. Oralarda gençlerin en büyük hedefi KPSS ile devlet memuru olmak, hayatlarını kurtarmak. İş piyasasının %5’ini temsil eden büyük şirket çalışanlarının hayata bakışı ile geride kalan %95 çok farklı iken, homojen bir yapı yokken aslında sorulması gereken hangi X, hangi Y? Amerikan sosyo-ekonomisi, kültürel yapısı üzerinden şekillendirilen kuşak yapısının Türkiye’deki karşılığı çok farklı. X ile Y arasındaki en büyük fark teknoloji girdisidir. Y’ler teknolojiyi bizden (ben X’im tanımlamalara göre) daha etkin kullanıyor. Bu da verimlilik ve değişime daha açık olmak demek.

Dünyada son zamanlarda öne çıkan insan kaynakları trendlerinden de kısaca bahsedebilir misiniz?

Yetenek Yönetimi, İşveren Markası, Sosyal Medya, İK metrikleri. 21. Yüzyıl İK’sı bu 4 başlık ve uygulamaları üzerine kuruluyor.

Yeni yılda Kaynağım İnsan için planlarınız…

Yeni tasarımı yeni yıla yetiştirmeye çalışıyoruz. Kaynağım İnsan TV’yi açtım iki ay önce. Yeni tasarım ile Eğitim bölümünü açmayı planlıyorum.

Eklemek istedikleriniz…

Kaynağım İnsan’ı açıktan sonra ilk başta gençlerden ilgi gördüm. Bir çoğunu İK blogu açmaya teşvik ettim. Aynı çabamı kıdemli İK’cılar için de gösteriyorum. Bilgi ve tecrübe paylaşıldıkça kıymetli ve büyüyor. Hem bireysel gelişim için mükemmel, hem de toplumsal katma değerli bir iş blog yazmak. Sizin aracılığınızla işinin profesyonellerine mesleki blog açmalarını tavsiye ediyorum. Bana düşüncelerimi paylaşmak fırsatı verdiğiniz için de size teşekkür ediyorum.

 

AB Grundtvig Programı İle İngiltere’ye Yolculuk

12 Kasım 2011 tarihli Avrupa Birliği Grundtvig Yaşam Boyu Eğitim Programı yazımda başvurmuş olduğum on workshop/çalıştaydan bahsetmiştim. Geçen iki aylık süre zarfında İngiltere’deki iki eğitimden ön onay mesajını almıştım.  Kesin yanıtlar ise 2012’de verilecekti.

Mutlu haberi bu öğleden sonra aldım. Haziran 2012’de İngiltere, Londra’da düzenlenecek olan ‘Window on Our World: Exploring the Global Dimension/ Dünyamızın Penceresi: Küresel Boyutu Keşfetmek‘ çalıştayına kabul edildim.  Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelen insanlarla dünyamız hakkında altı gün boyunca çalıştayda paylaşıma girecek olmak hem büyük mutluluk, hem de büyük heyecan 😀

Bundan sonra Ankara Avrupa Birliği Ajansı ve İstanbul İngiliz Başkonsolosluğu arasında elimde evraklar mekik dokuyacağım gibi görünüyor. Çalıştaydan sorumlu olan İngiliz kamu kuruluşu katılım için gerekli evrakları en kısa sürede göndereceğini yazmış.

Çalıştaya katılmamın en güzel yanlarından biri de orada geçen her günü, paylaşımları Kaynağım İnsan üzerinden sizlere ulaştırabilecek olmam.  Sayılı gün çabuk geçermiş derler, gel Haziran gel 🙂

Sosyal Medya’nın İK’cılar İçin En Yenisi: Meeteor.com

Sosyal Medya’nın İK dünyasına Aralık 2011’de kazandırdığı yeni hizmet Meeteor.com

Meeteor.com ne yapıyor?

En kısa anlatımı ile Meeteor.com Facebook, Linkedin ve Twitter’dan veri çekiyor. Sonrasında da kurguladığı algoritma ile bu verilerini kullanarak  üyelerini henüz tanımadıkları ama tanırlarsa faydalanabilecekleri, networklerine katabilecekleri, kendi veya farklı uzmanlık alanları ve sektörlerden profesyoneller ile buluşturuyor.

Henüz çok yeni bir uygulama olduğu için ben kaydolduğumda Türkiye’den bir isim ile karşılaşmadım. Zaten Meeteor.com‘da herhangi bir sektör veya uzmanlık alanı ile bağlantılı tanımadığınız isimlere ulaşmak istiyorsanız ilk başta kendi networkunuzu Meeteor.com’a davet etmek zorundasınız. Bir kişi davet ediyorsunuz, karşılığında sizinle ilintili bir kişiyi daha görüntüleyebiliyorsunuz.

Uygulama Türkçe değil ama Türkçe’ye çevrilse eminim çok ilgi çekerdi. Çünkü herkesin profesyonel hayatta sınırlı çevresi var. Meeteor.com’u kullanarak özellikle kendi mesleğiniz veya sektörünüzden pek çok profesyonele ulaşabilirsiniz. Onlara şirketlerini sorabilir, tavsiye alabilirsiniz. Veya iş hayatına yeni atılacaksanız farklı uzmanlık alanlarından insanlara ulaşabilir, yazışabilirsiniz. Bunun haricinde sizin networünüzde olup birbirini belki tanımayan ama birbirine faydası dokunabilecek noktaları olan insanların tanıştırılmasını onaylayarak arkadaşlarınızın arayışlarında yardım edebiliyor veya yardım alabiliyorsunuz.

Meeteor.com‘a girdiğiniz kişisel bilgileriniz aramalarınızda sizi uygun kişiler ile buluşturuyor. Dolayısıyla anladığım kadarıyla sistemin algoritmasının sağlıklı çalışması için hakkınızda ne kadar net, anlaşılır bilgi girerseniz, o kadar verimli geri dönüş alıyorsunuz.

Bence bir deneyin, Türkiye’den kullanıcı sayısı artarsa çok iyi olabilir 🙂

The HR Scorecard – Becker & Huselid & Ulrich

2012’nin ilk yazısı olarak İnsan Kaynakları bölümleri için çok önemli bir kaynakçaya ayrımak istedim: Brian E. Becker, Mark A. Huselid ve Dave Ulrich tarafından yazılan The HR Scorecard

Benim İK kariyerimin şekillenmesinde balanced scorecard – performans karnesi metodolojisi ve uygulamaları büyük öneme sahip. Performans karnesi başlangıçta bir yönetim muhasebesi aracı olarak tasarlanmış olsa da şu anda çok daha bütüncül çözümler sunuyor şirketlere. Bir araç olmanın ötesinde bir yönetim felsefesi haline geldiğini söyleyebilirim. Bir işletmede finansal ölçütler kadar finansal olmayan süreçlerinde takip edilmesi, ölçülmesi gerektiğini söyleyen performans karnesini kurabilen şirketlerin insana, bilgi yönetimine, kurum kültürü, iş süreçleri ve müşterilerine yaklaşımları çok kısa sürece olumlu yönde gelişiyor. Bugüne kadar üstlendiğim performans karnesi kurma çalışmalarında yöneticilerin ve çalışanların sıklıkla o güne kadar detaylı konuşmadıkları insana, bilgiye, işe, müşteriye dair pek çok alt sürecin masaya kapsamlı şekilde gelmesinden, tartışılmasından büyük memnuniyet duyduklarını gördüm.

The HR Scorecard – Linking People, Strategy And Performance da İK fonksiyonlarının şekillenmesi, takip edilmesi, ölçümlenmesi sürecinde finansal olan ve olmayan performans ölçütlerinin nasıl kullanılabileceğini İK’cılara çok detaylı anlatıyor. İnsan Kaynakları bölümlerinin işletmelerdeki stratejik etkisinin netleştirilerek ölçümlenmesi, İK Karnesinin yaratılması, fayda-maliyet analizlerinin yapılması, iyi ölçümleme yapmanın prensipleri, İK fonksiyonları arasındaki işbirliğinin ölçümlenmesi, karne sürecindeki İK çalışanlarının yetkinlikleri ile İK karnesinin uygulanmasındaki kılavuz bilgilere bu kitaptan ulaşabilirsiniz. Performans karnesi medotolojisi ile İK fonksiyonlarının bu derece detaylı mercek altına alınmış olması gerçekten özellikle İK’yı bilenler için çok aydınlatıcı.

Kitap hakkında kötü haberim Türkiye’de bulunmaması. Ben geçen Eylül Amazon üzerinden getirttim. Bir İK’cının kütüphanesinde mutlaka bulunması gerektiğine inandığım bu kaynağa bir şekilde ulaşmanızı şiddetle tavsiye ederim.